Radyo Öldü Mü? Ses Altın Çağında Mı?

, , Permalink 1

Radyo fütürist, James Cridland radioinfo.com.au‘da bir yazı kaleme aldı. Radyo öldü mü? James Cridland bu yıl Viyana’da gerçekleşen Radio Days konferanslarında konuşma yapan fütürist Ben Hammersley’in radyo hakkında yaptığı gelecek ile ilgili görüşlerini ve öngörülerini yazıya döktü ve bende sizinle paylaşmak istedim.

Ben Hammersley çok zeki bir adam. 2017 yılında İstanbul’da gerçekleşen Futuristanbul’a katılmış ve Türkiye’ye gelmişti. O bir “fütürist” ve çok etkili bir bıyığı ve bazı süslü kol dövmeleri ile sportif bir adam. Wired dergisi ve The Guardian için yazıyor. “Yenilikçi” kelimesi onun için yapılmış olabilir; ama  “podcast” kelimesini şöhret iddiası olarak ortaya koydu. Bu yıl Avusturya’da gerçekleşen Radiodays Europe’da konuşma yapan Ben Hammersley yaptığı konuşmada radyoyu öldürdü. Yani ona göre radyo öldü ve dünyanın ne kadar hızlı değiştiğini takip edemeyip iflas eden Kodak ile bir paralellik çizdi. Radyo öldü başlığı altında bir radyo konferansında konuşma yapacak olmaktan tam emin değilim dedi.

“Siz düğmeye basın, biz gerisini hallederiz” sloganı ile 1888 yılında herkesin fotoğraf makinesi sahibi olmasını sağlayan George Eastman’in şirketi Eastman Kodak Company, 19 Ocak 2012’de iflas koruma talebi ile New York, ABD’de ticaret mahkemesine başvurmuştu.

James Cridland diyor ki ne zaman teknologlar ‘Radyo öldü’ dese aklıma hep İngiliz dahi bilim insanı William Thomson’nın (takma adıyla Lord Kelvin) sözleri geliyor.

1883 yılında “X-Işınları bir aldatmacadan ibarettir” demiştir (Fizikçi, Mühendis, mutlak sıfır değerini bulması ile tanınır. Daha sonra bu sözünü düzeltmiş, hatta elinin röntgenini çektirmiştir.) Ama radyo ile ilgili tahminlerini görmek için yeterince uzun yaşamadı. 1897 yılında  “Radyonun bir geleceği yok” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Bunu da ben ekleyeyim; 1900 yılında “Fizikte yeniden keşfedilecek hiçbir şey kalmadı, bundan sonra ancak daha hassas ölçümler yapabiliriz” demişti…

Ben Hammersley’e göre radyonun ölmesi öyle kolay gözüken bir şey değil. Ona göre  ‘Radyo’  birinci derece  iletişim anlamına gelir; ve o sesin iyi bir geleceğe sahip olduğuna inanıyor – aslında, şöyle diyor: “Sesin altın çağında yaşıyoruz, daha çok insan daha önce hiç dinlemediği kadar dinliyor ve program çeşitliliği her zamankinden daha iyi.”

Talep doğrultusunda ses sektörü büyüyor. Podcastler, doğal olarak kişiselleşen radyolar uygulamalar üzerinde karşımıza çıkıyor diyor. Şuan yayınları düzenleyip küçük parçalar halinde prodüksiyonlar ve düzenlemelerle podcast olarak sunuyoruz.

Şimdiye kadar radyo endüstrisi, canlı radyoya müdahale etmemeye istekli olmuştur. (Türkiye için bu çok doğru bir tespit değil çünkü yayınlarda konuşan yayıncılar yerine daha çok müzik ağırlıklı programlara yer verilmeye başlandı.) Dijital takımlar yeni bir şekillendirme ile var olan medya sistemine monte ediliyorlar. Şuana kadar ki ana sebep canlı yayınlar ile talebi karşılamak olmuştur.

 

Özellikle önümüzdeki üç yıl içinde radyonun yayınlarının “ölü” olduğuna inanmıyorum. Çoğu ülkede, insanların% 90’ı her hafta  radyo dinler. Bu hızlıca yok olmayacak.

Canlı olarak dinlediği radyoları tembel radyo olarak nitelendiren Ben Hammersley içerik açısından da zayıf olduğunu düşünüyor. New York Times’ın “Daily” ve BBC, ABC veya NPR’deki tipik bir sabah haber programının üretim değerleri arasındaki fark çok belirgindir. Türkiye’den örnek verecek olursam Trt Radyo Haber ve Trt Radyo 1 haberleri içerik açısından çok daha zengin ama prodüksiyon katkısı açısından daha fazla geliştirilebilir. Türkiye’de ki özel haber radyoları genellikle televizyon kanallarının bağlantılarını  yayına vermektedir. Buda radyo sayılır mı tartışılır. Bu radyolar arasındaki 3 saatlik program farkını görebiliriz. İyi üretilen içerikler, prodüksiyonlarla beslenmiş programlar her zaman fark yaratacaktır.

Peki, bu altın çağdan yararlanmak için yayıncılar ne yapmalı? Eski özgür teknolojiyi benimsememiz ve süreçlerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.

 

Henüz yorum yazılmamış

Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir